HAYAT BİR ÇOCUĞA NASIL ANLATILMALI...
Arkadasimin kizi bir yasina gelmisti, 'Sen egitimcisin neler ogretmemgerekiyor,bazen kendimi cok caresiz hissediyorum' dedi. Sorusu kolaydi ama, yaniti zordu, akil vermesi basitti ama uygulamasi karmasıkti,
anlatmaya basladim:
Annelik uzun zaman alan ve gunun yirmi dortsaati devam eden adi 'insan yetistirmek' olan bir is. Bir kere bilmelisin ki, zaman alacak. Neye zaman harcarsan onun karsiligini alirsin. Isine zaman harcarsan isinden, esine zaman harcarsan esinden, cocuguna zaman ayirirsan da ondan karsiligini alirsin.
Yapabiliyorsan gozyaslarini tutmamasini ogret, aci cekmeden olgunlasamayacagini...
Kazanmaktan mutluluk duyup icine sindirmeyi, ama ayni zamanda kaybetmeyi ogrenmesini. Cunku bir adim sonrasinda gorunuste galip olanlari gosterecek hayat ona nokta.
Her seyin bir sonu oldugunu ogret.
Sahip oldugu butun degerlerin bir gun keyif vermeyebilecegini.
Kazanilan ve harcananin bir sonu oldugunu, gidilen yerlerin zamanla bıkkınlik verebilecegini, her seyi tuketebilecegini, tuketemeyecegi tek seyin bilgi oldugunu ogret.
Kitaplardan keyif almasini, ders calismak istemiyorsa zorlanmamasini, ama okumayi sevmesini ogret ona.
Elbet er ya da gec alacaksin biliyorum, ama mumkun oldugunca gec al ona bilgisayari.
Ona kendisi ile kalacagi sakin zamanlar ver, sıkılmayi ogret ona, sıkilip ta kendini yonlendirmeyi bulmasini.
Dogaya gotur onu, hayvanlardan korkmamasi gerektigini ogret. Arilarin bizi sokmasindan cok, nasil bal yaptigini anlat. Doganin kendi icindeki gizemini bulmasina yardimci ol, yagmurdan sonraki toprak kokusundan keyif almasini sagla.
Sartlar cok zor olsa da yalan soylememesi gerektigini ogret ona.
Kazandigi elli milyonun piyangodan cikan besyuz milyardan cok daha keyifli oldugunu ogret. Alin terine saygiyi ogret ona.
Ask acisi cekmenin hic asık olmamaktan daha guzel bir duygu oldugunu ogret.
Kendi dogrulari uzerinden kimsenin onu yargilamasina izin vermemesi gerektigini ogret, baskalarini da kendi dogrulari uzerinden yargilamamayi... Bunun baskalarini dinlememek oldugunu degil, soylenenleri kendi eleginden gecirmesi gerektigini ogret.
Kendi fikirlerine inanmanin guzelliklerini anlat.
Hayati sorgulamayi ogret ona...
Bilginin en buyuk guc oldugunu ogret. Yapabilirse bunu en buyuk fiyata satmasini, ama kalbini ve ruhunu kendisine saklamasi gerektigini ogret.
Hakli oldugu konuda sonuna kadar diretmemesini ogret ve hakliyken dik durmasini.
Hayatta her seyden cok kendisinin onemli oldugunu ogret ona...
Yorum (2) Yorum yaz!
HAYATIN ANLAMI....
Bir gün çok zengin bir adam oğlunu yanına alarak, insanların ne kadar fakir olabileceğini göstermek için bir köye götürdü.
Çok fakir bir ailenin
evinde bir gün-bir gece geçirdiler. Şehre dönerken baba oğluna sordu:
"Yolculuğumuzu nasıl buldun?"
"Çok güzeldi babacığım" diye cevap verdi oğul.
"İnsanların ne kadar fakir olabileceğini gördün değil mi?"
"Evet."
"Peki ne öğrendin ?"
"Şunu gördüm" dedi oğul:"Bizim evde bir köpeğimiz, onların dört köpeği var. Bizim evde bahçenin yarısına gelen bir havuzumuz var, onların kilometrelerce uzunluğunda dereleri var. Bizim bahçede ithal lambalarımız, onların yıldızları var. Bizim terasımız ön bahçeye kadar, onların ki ise ufka kadar uzanıyor."
Ufaklık konuşurken, babası şaşkınlıktan tek kelime bile edemedi. Ve
çocuk ekledi:
"Ne kadar fakir olduğumuzu gösterdiğiniz için, teşekkür ederim babacığım !"
Nikolay Lev TOLSTOY
Yorum (1) Yorum yaz!
Şaka gibi,
Osman Efendi bir sabah müthis bir basagrisiyla uyanir. Ilaç alir
geçmez. Bir iki gün bekler, agri devam eder. Doktor çagrilir.Doktor
muayene eder, agri kesiciler verir, gider.Lakin Osman Efendi'nin
basagrisi artarak sürer. Üstüne üstlük basagrisi yanisira gözleri de
yasarmaya baslar. Baska doktorlar çagrilir...
Osman Efendi Usak'in ileri gelenlerindendir, agriyi kesene servet
vaat eder. Doktorlarin hiçbiri agriyi durduramadigi gibi sebebini de
bulamaz. Ev halki birbirine karisir, basagrisindan geceleri
uyuyamayan Osman Efendi'yi Istanbul'a götürmeye karar verirler.
Istanbul'da en iyi doktorlar seferber olur. Röntgenler, beyin
tomografileri çekilir, testler yapilir... Görünüse bakilirsa Osman
Efendi turp gibidir. Oysa dayanmasi gittikçe zorlasan basagrisi ve
gözyaslari hayati çekilmez hale getirmistir. Agri kesici ignelerle
zor ayakta duran Osman Efendi bu defa da apar topar yurtdisina
götürülür. O devirde Amerika degil Isvicre moda, Zürih'e
gidilir.Haftalarca hastanede kalinir, onlarca profesör konsültasyon
yapar, testler tekrarlanir. Sonuç: Efendi'ye teshis konulamaz. Artik
yerinden kalkamayan Osman Efendi'ye agri kesici igneler verilir,
altmislarini süren adamin ülkesine dönüp "dinlenmesi", daha dogrusu
son günlerini evinde geçirmesi tavsiye edilir. Osman Efendi bitkin,
aile perisan. "Kader" denilir, Usak'a dönülür.
Osman Efendi yayla evinde bir odaya yatirilir ve agri kesici
ignelerle ölümü beklemeye baslar. Bir gün, hastanin keyfi gelsin
diye, Osman Efendi'nin eski berberi Berber Mehmet" cagrilir.* Berber
yataktan kalkamayan Osman Efendi'yi tras ederken, adamcagiz derdini
anlatir ve ölümü bekledigini söyler. Berber Mehmet bir an düsünür.
Beyim" der, Sakin sizin burnunuzda kil dönmüs olmasin? Bir bakar,
"Hah iste" der "Kil dönmüs. Osman Efendi'nin saskin bakislarina
aldirmaksizin çantasindan cimbizi kaptigi gibi kili çeker. Ev halki
Osman Efendi'nin köyü ayaga kaldiran çigligiyla odaya kosar. Berber
Mehmet, Osman Efendi'nin elinden zor alinir ve cimbizin ucunda
tuttugu yirmi santimlik killa kapi disari edilir. Osman Efendi'nin
kanayan burnuna pansumanlar yapilir, kolonyalar koklatilir ve yasli
adam tekrar yatagina yatirilir. Ertesi sabah Osman Efendi aylardir
ilk defa rahat bir uykudan uyanir. Gözlerinin yasarmasi
geçmistir.Basagrisindan ise eserkalmamistir. Dönen kilin sinire
yürüyüp gittikçe uzayarak dayanilmaz izdiraplara yol açtigini
doktorlar ancak o zaman kesfeder. Çözümün bu kadar basit olabilecegi
kimsenin aklina gelmemistir. Sapasaglam ayaga kalkan Osman Efendi,
Berber Mehmet'i çagirtir ve ona bir servet bagislar.
Simdi bu gerçek hikayeyi niye anlattim ?
1. Berber Mehmet efendilerin de fikirleri var, dinlemek gerek.
2. Bazen büyük sorunlarin cok basit çözümleri olur.
3. BURNUNDAN KIL ALDIRMAYANLARIN BAŞI ÇOK AĞRIYABİLİR
Yorum (0) Yorum yaz!
Dostluk...
Sokrates bir ev yaptırmış nasılsa;
Eş dost başlamış kusur bulmaya
:
Kimi içini beğenmemiş:
Kızmayın ama demiş;
Sanınıza layık değil odaları.
Kimi cephesine çatmış:
Karşıdan görünüş berbatmış.
Hepsine göre de çok darmış bu ev.
Kim sığarmış bu kulübeye?
Koca Filozof: Ah, demiş, keske bu evin
alabilecegi kadar
Gerçek dostum olsa !
Sokrates'in sözü yerinde;
Bir ev dolusu gerçek dost nerede?
Sözde herkes dost, ama gel de inan.
Dosttan bol şey de yok dünyada,
Dosttan az şey de.
La Fontaine
Yorum (1) Yorum yaz!
« Önceki :: Sonraki »

